Armutlu Masaj Salonu Masöz Ayşe
Armutlu Masaj Salonu
Artık Fransızca’yı iyi konuşan, dönüş biletini ödeyecek paraya, samba dansçısı sayılmasını elde eden bir çalışma karnesine ve geçerli bir oturma ‘iznine haiz, son çare bir kumaşçıyla evlenebileceğini bilen biriydi Maria ve oldukça bilincinde olduğu bir özelliğini kullanarak para kazanmaya karar verdi: güzelliğini. ; Brezilya’dayken okumuş olduğu bir kitapta, bir hazinenin i peşinde koşan, bir sürü kuvvetlikle karşılaşan ve tam da bu sayede istediğini elde eden bir çoban vardı; kendi durumu da harfi harfine böyleydi. Şimdi, gerçek mukadderatsıyla buluşmak üzere -modellik ve mankenlik yapmak- işten çıkarıldığına adı gibi emindi. Ufak bir oda kiraladı (televizyonu yoktu, ama para kazanmaya başlayana kadar tutumlu olmak zorundaydı) . Armutlu Masaj Salonu
Armutlu Masaj Salonu
Ve ertesi gün ajansları tek tek dolaşmaya başladı. Her .Gittiği yerde, bir profesyonel tarafınca çekilmiş fotoğraflar bırakması icap ettiğini söylediler. Sonuç olarak bu meslek yaşamı için bir yatırımdı, tüm hayallerin bedeli ağırdır. Parasının büyük kısmını müthiş bir fotoğrafçıda harcadı, insanın ağzından söz dirhemle dökülüyor, Armutlu Masaj Salonu istekleriyse bitmek bilmiyordu: Stüdyosunda dev bir kıyafet dolabı vardı, Maria mütevazı kıyafetlerle, çılgınca giysilerle, hatta Rio de Janeiro’daki biricik tanıdığı goril/çevirmen ve eski-emprezaryo Maüson’un göğsünü kabartacak bir bikiniyle poz verdi. Fotoğrafların ekstra birer kopyasını istedi ve İsviçre’de çok mutlu bulunduğunu yazdığı bir mektupla beraber ailesine gönderdi. Maria’nın paraya para demediğini, herkesi kıskançlıktan çatlatacak kadar giysisinin olduğunu, dünyaya geldiğu kentin en ünlü kızı haline geldiğini sanacaktı hepimiz.
Maria şaşkınlıkla, göl kenarında dolaşırken kimsenin yanına yaklaşmadığını fark etti, hep aynı yerde, eski parkı yeni kente bağlayan bir köprünün altında duran üç-beş uyuşturucu satıcısı hariç. Armutlu Masaj Salonu İşler Maria’nın düşündüğü benzer biçimde yürürse (‘pozitif düşünmek’ üzerine bir sürü kitap okumuştu, kafasına koyduğunu yapamayacağı aklının ucundan bile geçmiyordu), dönüşünde orkestrayla karşılarlardı onu, hatta bir meydana adının verilmesi için vali bile ikna edilebilirdi. Kendine bir cep telefonu alıp iş tekliflerini beklemeye başladı. Çin lokantalarında karnını doyuruyor (en ucuzu onlardı çünkü), zaman geçirmek için de deli gibi ders çalışıyordu. Ama zaman geçmek bilmiyordu bir türlü, telefonun da sesi soluğu çıkmıyordu.
Son yorumlar