Armutlu Mutlu Sonlu Masöz Bayanlar
Armutlu Mutlu Sonlu Masöz
Elizabeth farkında bunun. Saçları (fazla uzun, fazla gevşek), sü veteri (sü veter değil elbise olmalıymış), yü zü nde dudak–boyası–ve–pudradan kabuğun eksikliği, hepsi, hepsi çok yanlış. Muriel Teyze bu yanlışlardan âdeta hoşnut görünüyor. Elizabeth, “Eşi dostu olmayan yaşlı bir kadıncağız o” diye dü şü nmeye, bir ö zü r bulmaya Armutlu Mutlu Sonlu Masöz çalışıyor. I˙yi ama neden? Neden hiç dostu yok? Muriel Teyze zor bir gençlik geçirmiş. Dediği dedik bir babası varmış, onun bü yü yü p serpilmesini engellemiş, koleje gitmesine izin vermemiş, çü nkü ona gö re kolej sadece oğlanlar içinmiş. Muriel Teyze’yi iş işlemeye zorlamışlar.
(I˙ş işlemek! Hem de o kü tü k benzer biçimde parmaklarla!) Muriel Teyze de sonradan Elizabeth’e aynı işkenceyi uygulamıştı. Ama her nasılsa Elizabeth bu konuda daha becerikli çıkmıştı. O vakit işlediği pembe puanlı fisto çay ö rtü sü hâlâ sandığında katlı duruyor. Yeteneğinin kanıtı. Muriel Teyze’niıı gü çlü bir kişiliği, işlek bir kafası vardı, hiç gü zel değildi ve ataerkil cemiyet tarafından cezalandırılmıştı. Bütün bunlar doğru.
Armutlu Mutlu Sonlu Masöz
Yine de Elizabeth onu ancak kuramsal olarak bağışlayabiliyor. Kendisi acı çekmiş bir kadınken, niçin aynı acıları her fırsatta başkasına da çektirdi? Elizabeth kendisini on iki yaşındaki haliyle hâlâ gö zü nü n ö nü ne getirebiliyor. Yatağında ilk aybaşı sancılarıyla kıvranarak yatıyordu ve Muriel Teyze, bir kutu aspirini onun erişemeyeceği bir uzaklıkta tutarak, yanı başlangıcında duruyordu. Tanrı’nın cezalandırmasıdır bu. I˙şte bö yle diyordu. Cezanın ne için verildiğini ise hiçbir vakit sö ylememişti. Elizabeth’e gö re, hiçbir meslek Muriel Teyze’nin kö snü derecesindeki ö ldü rme isteğini, kana susamışlığını doyuramazdı.
Onu orduya gö ndermeliymişler. Ancak başında miğferi, bir tankta, namluları bir şeye –neye olursa olsun– doğrultulmuş olursa mutlu olabilirdi. O¨ yleyse, Elizabeth niye burada şimdi? Daha da ö nemlisi: neden çocuklarını da buraya getirdi? Neden onları bu kö tü lü k kumkumasının karşısına çıkardı? Çocuklar boyun eğmiş bir tavırla yanında oturuyorlar; ayaklarında mısra kadar beyaz çoraplar, ö nden atkılı dü z, rugan ayakkabılar. Başka hiçbir yere giymezler bunları. Ufacık ağızlarını dikkatle kapatmışlar, saçları arkaya doğru taranmış, tokalarla sımsıkı tutturulmuş. Elleri kucaklarında.
Son yorumlar